Sıradısı Bir Dügün Hikayesi

Pazartesi, Nisan 18, 2016


Almanların bir deyimi vardır; "Ende gut, alles gut". "Sonu iyi bittiyse her şey iyi demektir" diye çevirebilir, ve hatta hatice-netice korelasyonu bile kurulabilir. İşte bu sözü oldukça yakından deneyimledik 2 Nisan günü!

Aylar süren koşturmaca ve hazırlıkların ardından, büyük gün geldi çattı... Mesleğim gereği  sürekli düğünlerin içinde olan biri olarak kendiminkini ilk elden yaşamak müthiş heyecanlı ve keyifliydi. Uyanma faslı, kahvaltı, kuaför, otele varış, makyaj, fotoğraf çekimi ve nikahla başlayan düğün şeklinde ilerleyecek güzel bir gün...

Düğünün konsepti için aklımda tek bir renk vardı: Mint!
Nedimelerin kıyafetleri, çiçeğim, ojeler, süslemeler, şeker bar... Hepsi mint tonlarındaydı.


Gelinliğimi ekim ayında seçmeyi başararak düğün öncesi olabilecek stresi olabildiğince azalttım. Gerçekten şu "doğru gelinliği görünce anlayacaksın" iddiası doğruymuş, kendisini görür görmez sanki benimmiş gibi hissettim. Gelinlik, taç ve duvak Vakko Wedding'ten, gelinliğin markası Pronovias.
Şimdi gelin adaylarına hızlı iki tip veriyoruz:
1. Gelinliğinizi olabildiğince erken alın, kafanızın ne kadar rahatlayacağını tahmin edemezsiniz.
2. Eğer gelinliğinizi seçmek için dolaşırken zincir dükkanlara bakacaksanız, her mağazada farklı modeller olabileceğini göz önünde bulundurun. Biz ilk önce en büyüğü olduğu için Zorlu Center'dakine gittik, ama ben sevgili gelinliğimi Aqua Florya'dakinde buldum.



Ayakkabılar Christian Louboutin. Sadece düğün günü giyilip yıllarca bir kenarda tozlanacak ayakkabılar almak istemediğim için zamansız, nude bir seçim yaptım. Ama tabii ki geceyi topukluların üzerinde geçirmemek için bir de spor ayakkabım vardı: Mint rengi Adidas Superstar'lar. 



Makyajı daha önce de yaptığı işlere bayıldığım Gamze'ye yaptırdım. Bu yazıda bahsettiğim UDXGwen paletini kullandık göz makyajında. Yüz içinse burada inceleyebileceğiniz NarsxStevenKlein paletini.  Fotoğrafta gördüğünüz muhteşem aydınlatıcı Benefit Watt's Up, mükemmel bir ürün. Yakın zamanda onun hakkında da bir inceleme yazmayı düşünüyorum hatta, düğünden önce almıştım ve çok sevdim bu ürünü, müthiş bir şey! Pulsuz simsiz sağlıklı bir aydınlık veren doğru düzgün bir aydınlatıcı arayışı içinde olanlara şiddetle tavsiye ediyorum!




Gecenin en eğlenceli anlarından biri tilki kulakalarımızı takıp What Does the Fox Say eşliğinde dans ettiğimiz anlardı. Tilki kulaklarını bir hafta önceden turuncu ve krem keçeler ve beyaz düz taçlar alarak kendimiz yaptık. Kestik, biçtik, yapıştırdık ve ta-daa! Ya da şöyle mi desem: Papa-papa-papa-poow!





Can'ın ve diğer beylerin yaka çiçekleri, benim buketim ve nedimelerin bileklikleri Vesaire'dendi. Gecenin sonunda Beyoncé'den "Who Run The World" eşliğinde çiçeği atarken kızların neşesi görülmeye değerdi! Çiçeği 16 yaşındaki rakiplerine kaptıran 8 koca nedimem olaydan sonra bana biraz kızsa da, bence suç bende değil. Ne yapıp edip yakalasınlarmış ama yani değil mi?! Ben gayet de güzel attım çünkü (hehehe).

Şarkılardan bahsetmişken... İlk dansımızı "Grease - You're the One I Want" ile yaptık. Teknik olarak "ilk" diyemeyiz gerçi, çünkü biz hazırladığımız dansı gecenin ortalarında, herkes dans pistinin etrafına toplandığında patlattık! Kronolojik akışı değiştirmek herkesin hoşuna gider mi bilmiyorum ama bizim için kesinlikle daha iyi bir seçim oldu. Misafirler hiç beklemedekikleri bir anda karşılarında birer Sandy ve Danny ile karşılaşınca oldukça eğlendiler. Pasta keserken de  Duman'dan "Senden Daha Güzel" çalıyordu.


Pastamız bir Mutlu Dükkan eseri. Boynumda fotoğraf makinem, yanımda Can, önümüzde de çiçekten tacıyla Maya! Daha şeker olabilir miydi!? Nikah şekeri yerine de çok çok sevdiğim Mia Atölye'den gelin ve damat şeklinde hazırlanmış ve mint kurdeleyle süslenmiş kalpli kurabiyeler hediye ettik misafirlerimize (Kurabiyelere bu linkten bakabilirsiniz). İrem yine harikalar yaratmış!



Düğün mekanımız Taksim Intercontinental'di. Nisan ayının ilk günlerinde açık havada düğün mümkün olmadığından, zevkimize uygun bir kapalı salon bulmak için epey çaba harcadık. Genelde (ve nedenini anlamadığım şekilde) otellerde geniş kapasiteli düğün salonlarını ejderha padişahı tarzında dekore etmek gibi bir yaygın anlayış var. Anlamak mümkün değil. Kırmızı duvarlar, daha da kırmızı halılar, her yerde altın rengi varaklı mobilyalar, koca koca avizeler, karşınızdakini görmeyi imkansız kılan taşlı taşlı şamdanlar... 

Tam galiba istediğimiz gibi bir yer bulamayacağız diye umutsuzluğa düşmüşken Intercontinental'in Bosphorus salonunu görünce, aşık olduk desem yeridir! Hem istediğimiz büyüklükte, hem oldukça sade ve natürel duvarlar, yerler, hem de dozunda şık bir ortam. Daha ne olsun. Buradan ayrıca ekleyeyim davetlerle ilginen Şükran hanım mükemmel bir insan, her şeyle ilgilendiği gibi kriz yönetimi de şahane. Yakın zamanda evlenmeyi ya da mesela konferans düzenlemeyi düşünen varsa aranızda, Şükran hanımla bir konuşun derim!



Sekiz nedimem vardı. Hepsi de mint-teal arasında elbiseler giydi. Bütün gece benim yanımda olan, her konuda yardım eden ve gecenin, tüm aksiliklere rağmen benim için mükemmel geçmesinde çok büyük emeği olan bu muhteşem kızlar, benim hayatımın kocaman birer parçası. Kimiyle ilkokul yıllarımızı, kimiyle lise maceralarımızı, kimiyle ise senelerce aynı evi paylaştık... Tek ortak noktaları giydikleri elbiselerin tonu değil, aynı zamanda hepsi birer aslan, hatta kaplan, dost, yol arkadaşı, en çok da kardeş!


Vee gelelim bu fotoğraf çekilmeden 10 dakika kadar önce odada eşofmanlarımla, "aşağıya inebilecek miyim acaba" diye üzüldüğüm gerçeğine... Evet, gerçekten olmayacak bir aksilik oldu ve ben düğüne yaklaşık 1-1,5 saat kala öyle bir gıda zehirlenmesi yaşadım ki, ancak bu kadar olur!

Normalde öyle midesi hassas, yediği dokunan biri değilimdir. Hatta hayatım boyunca bir şeylerden zehirlendiğimin sayısı da azdır. Fakat gelin görün ki, gayet neşeli şekilde düğün günümü yaşarken bir anda karnıma giren ağrı ve mide bulantısıyla odaya çıkışımın akabinde gelişen 2-3 saatlik süreç hiçbir gelinin yaşamasını istemeyeceğim türdendi!

İlk önce açlıktan sandık, sonra bir kaç kişi "stresten herhalde" diyecek oldu ama ne stresi!? Gayet keyifli ve stressiz zaman geçirirken (hatta tam da bir şeylere kahkahayla gülüyorken), aniden karnıma saplanan ağrının stresle bir alakası olamazdı. Önce bir şeyler yiyelim de geçsin diye bekledik, fakat mide bulantısının ve akabinde gelişen doğal sonucunun önünü alamadığımız 1,5 saatin ardından ipleri elimize almamız gerekti, yoksa, ehm, kendi düğünüme katılamayacaktım!

Amcalarımdan biri ve eşi doktor. Gerçekten birer kahraman gibi yetiştiler, iki adet kocaman iğneden sonra mide bulantısı biraz azalır gibi oldu... Bu esnada insanlar salona geçmiş, yemeklerini yiyor, bizim salona girmemizi bekliyorlardı. Dakikalar geçiyor ve bende bırakın düğün yapmayı yataktan kalkacak bir enerji kırıntısı bile belirmiyordu. Acaba şahitleri çağırıp nikahı odada mı kıysak, en yakın hastaneye gidip serum mu alsak gibi senaryolar konuşuluyor. Organizatör arıyor, nikah memuru geldi diyor, herkeste bir panik havası, bir yandan aşağıda salondaki insanları korkutmamak için her şey yolundaymış gibi davranılıyor, benim mide bulantım geçmiyor ve fakat dakikalar geçiyor...

En sonunda, baktım böyle olmayacak... Geçmiyor yani farkındayım, ayakta zor duruyorum evet, lakin düğünüm yahu, benim, kendi öz düğünüm, öyle ya da böyle, kalk ayağa kızım, ayaklan, en azından nikahı kıyalım, sonrasına bakarız diyerek, şu fotoğraflarda gördüğünüz ve görmediğiniz müthiş arkadaşlarımın da enerjisiyle, yataktan kalktım, gelinliğimi yeniden giydim ve salona indim. Aman Tanrı'm, o sırada hissettiğim duyguyu anlatmam mümkün değil. Hem çok mutluyum, hem de perişan haldeyim... Yapabilecek miyiz acaba derken...

"So no one told you life was gonna be this way
Your jobs a joke, you're broke, your love life's D.O.A."


Şarkı başladı.

It's like you're always stuck in second gear
And it hasn't been your day, your week, your month,
or even your year
but...

Nedimeler ve sağdıçlar sırayla ve kıpır kıpır dans ederek salona girmeye başladılar.

I'll be there for you
When the rain starts to pour
I'll be there for you
Like I've been there before
I'll be there for you
'Cuz you're there for me too...

Arkadaşlarımızın Friends introsu eşliğinde salona girişi ve sahneye yerleşmesinden sonra, şarkı değişti, Bruno Mars'tan "Marry You" başladı:

"It's a beautiful night..."


Bu ilk dizeyi ve onu duyduğumuzda hissettiğim duyguyu hiç unutmayacağım. Kocaman bir salon, herkes heyecanlı, mutlu, alkışlar, el çırpanlar, müthiş arkadaşlarımız bizim için tezahüratlar yapıyor... O anda bütün ağrıları, mide bulantısını, perişanlığı unuttum. Canım Can'la oynaya oynaya, dans ede ede girdik içeri, ışıklar, sesler, ailelerimiz, arkadaşlar, herkes bizimle beraber oynuyor, zıplıyor, tempo tutuyor, neşeyle bağırıyordu! Başarmıştık!


Şu fotoğrafta, yüzlerimizdeki ifadeler var ya... İşte onu hiçbir şeye değişmem!
Tüm bu çılgınlıktan sonra, nikah kıyıldı, herkesle tek tek merhabalaştık, kutlamaları kabul ettik ve inanmazsınız ama bütün gece her şeye rağmen o kadar çok dans ettik ki! Elimde boşaldıkça doldurulan bir koca bardak suyla iki oturduysam üç oynadım, on dakika durduysam on beş dakika zıpladım! Hayatımın aşkı ile, en sevdiğim insanlar çevremizde, mükemmel bir gece geçirdik, kim takar o sırada midemde yaşanan öteki partiyi!


Kesinlikle beklenin dışında, ama çok çok güzel bir geceydi... Başlarken dediğimiz gibi: Ende gut, alles gut! Biraz geç başladık belki ama gece saat 01:30'u gösterirken dans pistini hala tıklım tıklım görmek öyle güzel bir duyguydu ki... Emeği geçen herkese bir kez daha MEGA teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız!

Ve canım Can, seni çok seviyorum!

p.s.: Bu mükemmel fotoğrafların tamamı XkalpY'den çok sevgili Evrim'in eseri.


Sevgiler


You Might Also Like

14 yorum

  1. Ah, öylesine muhteşem olmuş ki... Okurken film gibi gözümün önünden geçti her şey.
    Mutluluklar dilerim...

    YanıtlaSil
  2. Okurken aklıma Alanis Morisette'in ''Ironic'' şarkısından bir söz geldi: ''It's like rain on your wedding day'' şeklinde :) ki yağmurdan da zor bir kötü sürprizin üstesinden gelmeniz, bence çift olarak yeni bir hayata ne harika bir başlangıç yaptığınızın da göstergesi Meriç'im. Tilki kulakları, şarkı seçimleri, peri güzelliğin, kibar ve nefis makyajın, aranızdaki uyum... Ne denir ki, hep böyle birlikte parlayın... Yok hayır ya ne ağlaması, kirpik kaçtı gözüme :..) <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayy Eylül, inan aynı şarkı geçti o gün benim de aklımdan, gel Alanis bunu da yaz dedim hatta içimden :)
      Çok teşekkür ederim güzel sözlerin, dileklerin için!

      Sil
  3. Hani derler ya, kardeşlik öyle bir şeydir ki, aynı anda benzer şeyleri hissedebilirsin.
    Hayatımda seninle birlikte bu kadar yakından sevindiğim, "sizi karı-koca ilan ediyorum" dendiğinde gözlerinin sevinçle doluşuna eşlik ettiğim, sen kaşlarını "iyi değilim galiba" diye her çatışında yüreğimin burulduğu, karşılıklı dans ederken bakıştığımızda aynı şeyleri hissettiğimiz nadir anlardan biridir bu olağanüstü düğün.
    Başlangıçta Mint dediğinde, kabul, hepimiz "ööf nereden bulacağız, ah Meriç yaktın bizi" demiştik. Fakat şimdi bu kadrajda hepimizi, aylar öncesinden nasıl bu kadar uyum içinde görebildiğine şaşıyor ve bir kere daha sana hayran kalıyorum.
    Tüm detaylarına kadar tam "sana göre" düşünülmüş güzellikler, etrafımızı öyle bir sardı ki dümdüz bir düğün hatırlamak mümkün değil artık hafızalarımız için. Zaten "Senin düğünün" de tam bu ayrıcalıklarla hatırlanmayı hakediyor.
    Ve esas önemlisi ise, bu kadar büyük bir talihsizliğe rağmen insan üstü (bkz. Übermensch kıhkıh) performans gösterip dımtıs dımtıs oynayıp düğününü çok güzel yaşadın arkadaş!
    Bize her ayrıntısıyla bu kadar güzel bir gece yaşattığın ve bu duyguları yaşamamıza vesile olduğun için teşekkür ederim arkadaşım!

    p.s. ah o çiçek, o kıza gitmeyecekti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım dostum, kardeşim, iyi ki varsın, iyi ki varsınız <3
      Ayrıca mintler içinde hepiniz öyle güzeldiniz ki, bu konuda ısrarcı olduğum için çok mutluyum :)

      p.s. Yakalasaydın şekerim, çevik olsaydın... :p

      Sil
  4. Cok zor şeyler yaşamış olsan da, bu harika enerji sana yardım etmiş ve harika bir gelin olmuşsun. Cok keyifle okudum bu güzel yazıyı, fotograflar da cok zarif ve sizi yansıtıyor. Artık bize de koca koca mutluluklar dilemek kaliyor :)

    YanıtlaSil
  5. Duygulanarak okudum postu. Ve kendimi düğünün içindeymiş gibi hissettim. Mükemmel bir çiftsiniz. Bir ömür mutluluklar dilerim. Düğünü Maya izledi mi acaba merak ettim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Duygu :) Onun da olmasını çok isterdim ama Maya'cığım yüksek sesten korktuğu için düğünde yoktu.

      Sil
  6. Canım Meriç o kadar güzelsiniz ki anlattığın aksilikler pek sönük kaldı yanınızda. Çok çok mutlu olun canım benim :*

    YanıtlaSil

Yorumlarınız değerli, haydi sohbete katılın!

We Have A Rule

We Have A Rule

Yasal Uyarı

Bu sitedeki tüm metin ve görseller, telif hakkı yasası ile korunmaktadır. İzinsiz ve kaynak göstermeden kullanımı, yasanın ihlali sebebi ile kullanan kişi hakkında yasal işlem başlatma sebebi sayılır.

Twitter

Subscribe